Nilay Foto


ÇOCUKLARLA İLETİŞİMDE DOĞRULAR VE YANLIŞLAR…


Her ebeveyn çocuğuyla sağlıklı bir iletişim kurmak ister. Sağlıklı iletişim, ebeveyn olmanın en önemli sorumluluklarından biridir. Anne- baba ve çocuk arasındaki iletişim, bebek henüz anne karnındayken başlar ve yaşam boyu devam eder. Bebek, doğduğunda konuşamamasına rağmen annesiyle iletişim kurmak için çabalar. Bebeğin annesiyle iletişim kurmak için gösterdiği ilk girişimlere; göz kontağı kurmaya çalışması, bakışlarını takip etmesi, anlamsız sesler çıkarması ve gülümsemesi örnek olarak verilebilir. Çocuk, iletişimi anne ve babasından öğrenir. Anne ve babasının davranış modelini benimser. İletişim, her ailede farklılıklar gösterir.

Sağlıklı iletişim, çocuğun ruh sağlığı için çok önemlidir. Ebeveynler, çocuklarına da konuşma ve kendini ifade etme şansı sağlayarak, önce kendini “birey” olarak algılamasına ve özgüvenini kazanmasına olanak tanımalıdır. Anne, baba ve çocuk arasındaki en önemli dilin sevgi dili olduğu unutulmamalıdır… Çocukla konuşurken ağzımızdan çıkan sözler kadar, yüzümüzün aldığı şekil ve beden dilimiz de son derece önemlidir. İletişim kurarken beden dilimizi çocuğa uygun hale getirmek, göz seviyesinde ulaşılabilir ve yakın olmak, göz kontağı kurmak, iyi bir dinleyici olmak, en önemlisi de samimi ve içten olmak sağlıklı bir iletişimin temel kuralıdır.

 

Çocukla kurulacak iletişimde etkin dinleme en önemli araçlardan biridir. Konuşurken tüm dikkatini ona vermek, sözünü kesmemek, düşüncelerini ve duygularını daha iyi ifade edebilmesi için açık uçlu sorular sormak (Bu konuda ne düşünüyorsun). Sonrasında geri bildirim vermek veya çocuğun duygusunu tanımlamada yardımcı olabilmek (Anladığım kadarıyla çok üzülmüşsün) gibi. Onun Duygusunu kabul etmeniz ve ona yakınlaşmanız kendisini güvende hissetmesini sağlayacaktır. Çocuğu dinlerken amacınız onu rahatlatmak, anlamaya çalışmak, anladığınızı göstermek ve destekleyici olmaktır.

Çocuğa karşı, onunla ilgili bir olumsuzluğu dile getirirken çoğunlukla “sen” kelimesi ve “sen” anlamı içeren ifadeler kullanılması doğru değildir. "Sen" dili suçlama içerdiği için karşıdaki çocuğa savunmaya yöneltir ve sorun büyür. Konuşurken, “Sen-Dili” yerine “Ben-Dili”ni kullanmak gerekir. Çocuğa duygularınızı dile getirirken” ben dili” kullanırsanız ona suçluluk duygusu vermemiş olursunuz. ‘Sen beni üzüyorsun, sen beni kızdırıyorsun yerine ‘Ben üzülüyorum, ben kızıyorum’ dil kalıbını kullanarak duygularınızı ifade etmek çok daha doğru bir iletişim şekli olacaktır. Sen-dili çocuğu inatlaşmaya ve isyana yöneltirken, ben-dili çocuğun karşısındakini anlamasına yardımcı olur. Bu öneriler anne ve babaların çocuklarıyla iletişimini güçlendirirken, bazı davranışlarda çocukla iletişim kurulmasında engel olur. Çocuğun olumsuz davranışlarını dile getirirken genellemeler yapılmamalıdır. HER ZAMAN, HEP, HİÇ, ASLA gibi genelleme sözcükleri istenmeyen davranışı daha da kökleştirir. Hiç söz dinlemiyorsun, her zaman kardeşine vuruyorsun, hep bağırıyorsun demek, istenmeyen davranışın zamanla çocuğun bilinçaltı tarafından onaylanmasını sağlar. Dikkati istenmeyen davranışa çekmek üstelik bir de genelleme yapmak o davranışı kaçınılmaz kılar. Odak istenen davranışa çekilmeli.” Daha yavaş konuşabilirsin, daha nazik olabilirsin…” gibi olumlu ifadeler zamanla kabul görecektir.

Emir Vermek, “Yemeğini ye, koşma, uyu” gibi nedeni açıklanmayan emirler, iletişimi keser, Gözdağı Vermek, “Eğer ağlamaya devam edersen ben sana gösteririm!” şeklinde bir gözdağı çocuğun karşısındakine öfkesine neden olur. Bu durumda çocuk iletişim kurmak istemez. Yargılamak Eleştirmek, Suçlamak, Kıyaslamak, “Ablan gibi düzenli değilsin” ‘’yine mi abur cubur yedin” gibi. Bu tür durumlar karşısında çocuk kendisini yetersiz, değersiz ve işe yaramaz hissetmeye başlar. Ad Takmak, Alay Etmek, Utandırmak, “Yine tuvaletini bezine yaptın değil mi?”, “Sen bebek olmuşsun!” gibi sözler çocuğun benlik değerinin zedelenmesine yol açar ve iletişimin kesilmesine neden olur. Sorgulamak, Hiçbir açıklama yapmadan çocuğun devamlı soru bombardımanına uğraması, iletişimin kesilmesine, bir süre sonra içine kapanık ya da yalan söylemeye yatkın hale gelmesine neden olur.

Unutmayın yaşı kaç olursa olsun, karşınızdaki sadece bir çocuk. Üstelik sizin çocuğunuz. Hayatı keşfetmeye çalışan, kendi hayat deneyimlerini oluşturan çocuğunuz için her şeyin en iyisini isterken aslında ona verebileceğiniz en iyi şey onunla aranızda kurulmuş sağlıklı bir iletişimdir.